Çağımızın en belirgin icadı nedir dostlar? Uzak mesafeleri, bir ışık hızı ile yakınlaştıran ve istendiği vakit, ihtirasa uygun olacak şekilde canlanan koca, geniş ve ürkütücü o tayyareler mi? Yoksa avuç içi icatların yaşayan bir varlık gibi parçası haline geldiği insanlığın malum, gerekli ve özlem giderici telefonları mı? Yahut da insan yaratıcılığının geldiği son noktada, zamanımızın bilgili, girişken ve koca bir dünya olan bilgisayarları mı? Ne tayyare, ne telefon ne de bilgisayar. Çağımızın en büyük icadı, kuşku götürmez bir tereddüt ile malum, kararlı ve çok talep gören o sansürdür, sansür… Ve öyle ki geçmiş asırlardan günümüze en ince ayrıntılarına varıncaya dek ince elenip, sık dokunarak büyük fedakârlıklarla bugünlere getirildi. Ve şimdi koca bir yaramaz çocuk gibi çekiştirmekle vakit geçirir daima düşünen çatlak kafaların dökülmek üzere olan ak saçlarını…
26.06.2010
|